Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, vücudun toksinleri temizlemesi, besinleri sentezlemesi gibi kritik görevleri üstlenen karaciğerin dinamik yapısı ve kendini yenileyebilme özelliğiyle dikkat çektiğini belirtti. Karaciğerin hasar aldığında hızla iyileşebildiğini ifade eden Yılmaz, bu sayede cerrahide büyük parçaların çıkarılabildiğini ve organın kendini eski boyutuna getirebildiğini söyledi.
Son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve çevresel faktörlerin karaciğer hastalıklarının sıklığını artırdığına işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, alkol tüketimi, sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezitenin karaciğerde hasara yol açabildiğini vurguladı. Eskiden Hepatit B ve C’ye bağlı siroz vakalarının daha yaygın olduğunu, ancak günümüzde yağlı karaciğere bağlı sirozun daha sık görüldüğünü belirtti. Bilinmeyen nedenlere bağlı ‘kriptojenik karaciğer siroz’ vakalarında da artış yaşandığını ekledi. Katkılı besinler, pestisitler ve kimyasal maddelerin bu artışta rol oynayabileceği düşünülüyor. Bu nedenle sağlıklı beslenme, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve spor yapmanın karaciğer sağlığı için önem taşıdığı belirtildi.
Karaciğerdeki lezyonların artık daha erken tespit edilebildiğini söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, her kitlenin kanser anlamına gelmediğini vurguladı. Teknolojinin gelişmesiyle iyi huylu karaciğer lezyonlarının kötü huylu olanlardan daha fazla olduğu anlaşıldığını ifade etti. Tanı ve tedavi süreçlerinde hastanın genel durumu, lezyonun özellikleri ve risk faktörleri göz önünde bulundurularak multidisipliner bir yaklaşımla karar verildiğini kaydetti.
Doç. Dr. Yılmaz, özellikle iyi huylu olduğu belirlenen ve risk taşımayan kitlelerde takip yönteminin yeterli olabileceğini belirtti. Ancak kitlenin özelliklerine, hastanın risk faktörlerine ve yaşam tarzına göre tedavi kararının değişebileceğini söyledi. Hastaya bütüncül yaklaşmanın önemine değinen Yılmaz, örneğin doğum kontrol hapı kullanımıyla oluşan karaciğer kitlelerinde sebebe yönelik bir yaklaşım gerektiğini ve farklı korunma yöntemlerinin önerilebileceğini ekledi.
Yapay zekanın tıpta sunduğu imkanlara da değinen Doç. Dr. Yılmaz, radyoloji tetkiklerinin biyopsiye gerek kalmadan doku yapısı ve fonksiyonu hakkında ayrıntılı bilgi sağlayabildiğini belirtti. Fonksiyonel bilgilerin, dokuya isim vermekten daha önemli olduğunu vurguladı. Biyopsinin taşıdığı riskler nedeniyle her tetkikin yeri ve zamanının olduğuna dikkat çekti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]