Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, kanser hücrelerinin vücutta var olduğunu ve bölünmekte olan hücrelerin kanser hücresine dönüşme potansiyeli taşıdığını belirtti. Dizdar, bu dönüşümün engellenmesinde hücre etrafındaki bağ dokusunun ve bağışıklık sisteminin rol oynadığını vurguladı. Vücudun, kanserleşmeye başlayan hücreleri bir ‘mahalle baskısı’ ile kontrol altında tuttuğunu ifade etti.
Dr. Yavuz Dizdar, yaygınlaşan tetkik ve görüntüleme imkanlarının, özellikle ultrason kullanımının artmasıyla birlikte daha sık kanser bulgusu tespit edilmesine yol açtığını söyledi. Dizdar, ‘pimpirikliler daha çok kanser oluyor çünkü gidip kurcalıyorlar, kurcalarsanız çıkıyor’ diyerek, gereksiz tetkiklerin erken teşhise yol açabileceğini ancak bazen de normal hücrelerin kanser olarak algılanmasına neden olabileceğini ima etti. Bu durumun, özellikle tiroid nodülleri ve meme kanseri tespitlerinde görüldüğünü belirtti.
Metastaz konusuna da değinen Dizdar, kanser hücrelerinin yayılımının bazı organlarda daha sık görüldüğünü, ancak bunun nedeninin tam olarak anlaşılamadığını söyledi. Karaciğer ve akciğere metastazın sık görülmesine karşın, vücuttaki doku miktarı en fazla olan kas dokusunda beklenen düzeyde metastaz görülmemesi dikkat çekici.
Yaşla birlikte kanser riskinin arttığına dair teorik açıklamalar bulunduğunu belirten Dizdar, yaşlılıkta hücrelerde hasarın artabileceğini ancak bunun kesin bir kural olmadığını ifade etti. 90 yaşına gelip aktif yaşam süren birçok insan olduğunu da ekledi. Kanser tedavisindeki ilk başarının ardından nüks etme nedeninin ise hücrelerin tedaviye adapte olması ve tedavi edilmeyen hücrelerin çoğalmasıyla açıklandığını belirtti. Dizdar, bu durumun henüz tam olarak çözülemediğini ve gizli kalan hücrelerin tekrar aktive olabildiğini sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]