Dirseğin dış kısmında meydana gelen ağrı, kavrama gücünde azalma ve el bileği hareketleriyle şiddetlenen şikayetler, ‘tenisçi dirseği’ olarak bilinen lateral epikondilopatinin habercisi olabilir. Ön kol kaslarının dirsek dışındaki kemiğe bağlandığı tendonların tekrarlayan zorlanmalar sonucu yıpranmasıyla oluşan bu durum, yalnızca tenisçilerde değil, el ve bileğini yoğun kullanan bireylerde de görülebiliyor.
Prof. Dr. İrfan Koca, tenisçi dirseği tedavisinde odak noktasının sadece ağrıyı dindirmek olmadığını, aynı zamanda dirseğe binen yükü azaltmak ve altta yatan mekanik sorunları ele almak gerektiğini belirtti.
Tedavinin ilk aşamasında aktivite düzenlemesi ve gerekli durumlarda istirahat öneriliyor. Dirseklik kullanımı, sıcak-soğuk uygulamalar, elektroterapi ve fizik tedavi programları da tedavi sürecine dahil ediliyor. Manuel tedavi, egzersiz, kuru iğneleme, kinezyolojik bantlama ve nöral terapi gibi yöntemler de uygulanabiliyor.
Proloterapi, PRP, lokal ozon uygulamaları, eksozom ve kök hücre tedavileri ile ultrason eşliğinde hidrodiseeksiyon gibi ileri tedavi yöntemleri de uygun hastalarda değerlendiriliyor. Bu tedaviler, tendonların ve çevresindeki dokuların iyileşmesini desteklemeyi amaçlıyor.
Tenisçi dirseği tedavisinde ağrının kaynağı olan bölgeye odaklanmanın yeterli olmayabileceği vurgulanıyor. Vücudun farklı yerlerindeki eski ameliyat izleri ve skar dokuları da tedavi sürecinde dikkate alınmalı. Bu tür dokular, vücudun biyomekaniğini ve yük dağılımını etkileyerek ağrıya katkıda bulunabilir.
Gerekli görülen hastalarda skar dokularının ve fasyal gerginliklerin gevşetilmesi, tedavi planının önemli bir parçası haline geliyor. Bu müdahaleler, vücuttaki genel gerginliği azaltarak iyileşme sürecini destekliyor.
Halk arasında bilinen kortizon iğnesi, bazı hastalarda kısa süreli rahatlama sağlasa da, tenisçi dirseği tedavisinde ilk seçenek olarak önerilmiyor. Kortizonun ağrıyı azaltmasının tendonun iyileştiği anlamına gelmediği ve tekrarlayan uygulamaların tendon dokusuna zarar verebileceği belirtiliyor. Ayrıca, şikayetlerin yeniden ortaya çıkma riski de göz önünde bulundurulmalı.
Tenisçi dirseğinde asıl hedefin, hastanın dirseğini sağlıklı ve fonksiyonel bir şekilde yeniden kullanabilmesini sağlamak olduğu vurgulanıyor. Tedavi, dirseğe binen yükün düzenlenmesi, kas-tendon kapasitesinin artırılması, fasya ve skar dokularının değerlendirilmesi ve uygun girişimsel tedavilerin uygulanmasıyla bir bütün olarak ele alınıyor. Amaç, yalnızca ağrıyı gidermek değil, ağrıya neden olan faktörleri ortadan kaldırarak dirseğin uzun vadeli sağlığını güvence altına almak.
Reklam & İşbirliği: [email protected]