Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, balıklama atlamalarda en sık boyun omurlarında kırık, çıkık ve omurilik hasarı meydana geldiğini, bu tür yaralanmaların yaklaşık yüzde 90’ının servikal bölgede oluştuğunu belirtti. Başın suya dalarken fark edilmeyen engellere çarpması boyun omurlarında ciddi hasara neden olabiliyor. Hastalar genellikle şiddetli boyun ağrısı, hareket kısıtlılığı ve kol/bacaklarda uyuşma şikayetleriyle başvuruyor.
Daha ağır vakalarda omurilik yaralanmasına bağlı kısmi veya tam felç gelişebiliyor. Op. Dr. Balkan, hastaların yaklaşık yarısında hastaneye başvuru anında nörolojik kayıp saptandığını aktardı. Yaz aylarında artış gösteren bu yaralanmaların neredeyse tamamının önlenebilir olduğuna dikkat çeken Dr. Balkan, “Birkaç saniyelik cesaret gösterisi ya da dikkatsizlik, kişinin tüm yaşamını değiştirebilir. Suya girmeden önce alınacak basit önlemler hayat kurtarabilir” dedi.
Op. Dr. Balkan, boyun omurgasındaki omurilik yaralanmalarının insan vücudunda en ağır sonuçlara yol açabilen travmalar arasında yer aldığını vurguladı. Bu hastaların yürüyememe, el becerilerini kaybetme, kendi bakımını yapamama ve çalışma hayatından uzak kalma gibi durumlarla karşılaşabileceğini belirtti. Kol ve bacak hareketleri, dokunma hissi ile mesane ve bağırsak kontrolü en sık etkilenen fonksiyonlar arasında yer alıyor. Üst seviyedeki yaralanmalarda solunum kasları da etkilenebilir ve hasta solunum cihazına bağımlı hale gelebilir.
Tedavinin yaralanmanın şiddetine göre değiştiğini ifade eden Dr. Balkan, erken müdahale ile omurilik üzerindeki baskının kaldırıldığı bazı hastalarda düzelme görülebildiğini ancak ciddi hasar durumlarında kayıpların geri döndürülemediğini söyledi. Omurilik dokusunun günümüzde tamamen onarılamadığını belirten Dr. Balkan, bu nedenle hasarın önlenmesinin tedavisinden çok daha değerli olduğunu vurguladı.
Balıklama atlamaya bağlı yaralanmaların en sık genç erişkinlerde, özellikle 20-30 yaş arası erkeklerde görüldüğünü belirten Op. Dr. Balkan, sosyal medyadaki videoların gençleri risk almaya yönlendirebildiğini ifade etti. Gerçek hayatta suyun derinliği, zeminin yapısı veya su altındaki engellerin bilinmemesi nedeniyle kontrolsüz atlayışların geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Yaz aylarında, özellikle mayıs-eylül döneminde, iskelelerden, kayalıklardan ve teknelerden yapılan kontrolsüz atlayışların ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekti.
Suya atlama sonrası şiddetli boyun ağrısı, hareket kısıtlılığı, uyuşma, güç kaybı, denge bozukluğu, bilinç bulanıklığı veya nefes almada güçlük gibi belirtiler ciddi omurga yaralanmasına işaret edebilir. Olay yerindeki ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Op. Dr. Balkan, en sık yapılan hatanın yaralıyı hemen ayağa kaldırmaya çalışmak olduğunu söyledi. Boyun ve başın mümkün olduğunca sabit tutulması, gereksiz yere döndürülmemesi ve çekiştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Omurganın hareketinin en aza indirilmesi ve acil sağlık ekiplerinin vakit kaybetmeden aranması gerektiğini belirten Dr. Balkan, bilinçsiz taşıma tekniklerinin kalan sağlam sinir dokularına zarar vererek ilk hasarı geri dönüşü olmayan bir felce dönüştürebileceği uyarısında bulundu.
İyi yüzme bilmenin boyun kırığı ve omurilik yaralanmalarını engellemediğini belirten Dr. Balkan, bu yaralanmaların temel nedeninin boğulma değil travma olduğunu hatırlattı. Ağrı olmasa bile omurga yaralanmasının bulunabileceğini ve özellikle uyuşma, güçsüzlük gibi belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Yaz aylarında suya girmeden önce derinliği kontrol etmenin, genç bireylerin geleceğini değiştirebileceğini belirten Dr. Balkan, bazı kazaların saniyeler sürdüğünü ancak sonuçlarının ömür boyu devam ettiğini sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]