Ünlü sanatçı Cem Yılmaz, 29 Ağustos 2026 tarihinde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy’deki evinde geçirdiği kalp krizi sonrası hastaneye kaldırıldı. Ayvacık Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen 53 yaşındaki Yılmaz’a, kalbinin ön yüzünü etkileyen ciddi bir kriz teşhisiyle anjiyo uygulandı. Tedavisinin ardından sosyal medya hesabından durumunun iyi olduğunu açıklayan Yılmaz, sevenlerini rahatlattı.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin, Cem Yılmaz’ın yaşadığı kalp krizini değerlendirdi. Keskin, kalp krizinde özellikle ilk saatlerin kritik olduğunu vurguladı. Göğüste baskı, sıkışma veya yanma hissi ile sol kola ya da çeneye yayılan ağrıların önemli belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Uzman isim, Cem Yılmaz’ın acil servise kısa sürede ulaştırılmasının ve sağlık ekiplerinin zamanında müdahalesinin hayati önem taşıdığını belirtti.
Prof. Dr. Keskin’in açıklamasına göre, Cem Yılmaz’ın rahatsızlığı tıp literatüründe “anterior MI” olarak adlandırılan ve kalbin ön yüzünü etkileyen bir kalp krizi türüyle uyumlu. Bu tür krizlerde kalbin ön bölümünü besleyen önemli koroner damarlardan biri olan LAD’nin, yani sol ön inen koroner arterin tıkanması söz konusu olabiliyor. LAD, halk arasında “dul bırakan damar” olarak da bilinmektedir.
Halk arasında bu ifade, damarın kalbin önemli bir bölümünü beslemesi ve ciddi bir tıkanıklığın hayati sonuçlar doğurabilmesi nedeniyle yaygınlık kazandı. Ancak “dul bırakan damar” tıbbi bir tanı veya resmi bir damar adı değildir. Kalp krizi şüphesinde belirleyici olan, belirtilerin hızlı şekilde değerlendirilmesi ve gerekli tıbbi müdahalenin geciktirilmemesidir.
Prof. Dr. Muhammed Keskin, Türkiye’de kalp krizi yaş ortalamasının yaklaşık 55 olduğunu belirtti. 53 yaşındaki Cem Yılmaz’ın bu yaş grubunda sık karşılaşılan bir örnek olduğuna dikkat çekti. Keskin, Yılmaz’ın tüm risk faktörlerini ve kullandığı ilaçları bilmediğini özellikle vurgulayarak, sigaranın kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olduğunu hatırlattı.
Cem Yılmaz’ın kalp krizi haberinin ardından, sanatçının fotoğraflarında görülen kulak memesindeki çapraz çizgi de sosyal medyada gündeme geldi. Tıp literatüründe “Frank işareti” veya “diagonal earlobe crease” olarak adlandırılan bu çizgi, ilk kez 1970’li yıllarda koroner arter hastalığıyla ilişkilendirildi. O tarihten bu yana Frank işareti ile kalp-damar hastalıkları arasındaki olası ilişki üzerine çeşitli araştırmalar yapıldı.
Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Frank işaretinin vücuttaki elastik doku kaybı, damar yaşlanması veya mikrovasküler değişimlerle ilişkili olabileceğini ifade etti. Bazı araştırmalar kulak memesindeki bu çizgi ile koroner arter hastalığı arasında bir ilişki bildirse de, uzmanlar bunun kesin bir teşhis yöntemi olmadığının altını çiziyor.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. M. Türker Pabuccu’ya göre Frank işareti doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmiyor. Kulak memesindeki bu çizgiye sahip olan herkesin kalp hastası olduğu söylenemez. Çizgi, yaşın ilerlemesiyle birlikte sağlıklı bireylerde de görülebilen bir durumdur. Bu nedenle yalnızca kulak memesindeki görüntüye bakarak kalp hastalığı teşhisi koymak mümkün değildir.
Uzmanlar, özellikle sigara kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet veya ailede kalp hastalığı öyküsü gibi risk faktörleri bulunan kişilerin dikkatli olmasını öneriyor. Frank işareti tek başına bir hastalık göstergesi olarak kabul edilmese de, bu tür risk faktörlerini taşıyan kişilerin kalp-damar sağlıklarını düzenli şekilde kontrol ettirmeleri büyük önem taşıyor. Kalp krizi belirtilerinin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetlerinden yardım alınması gerektiğini vurguladılar.
Reklam & İşbirliği: [email protected]