Hantavirüsün temel bulaş kaynağının kemiriciler olduğunu belirten Prof. Dr. Yasemin Ersoy, paniğe gerek olmadığını açıkladı. Özellikle bir seyahat gemisinde görülen vakalar sonrası gündeme gelen virüsün bazı türlerinin insandan insana bulaşabildiğini ifade eden Ersoy, mevcut durumda salgın veya pandemi riski bulunmadığını vurguladı.
Hantavirüs ilk kez 1978’de kemiricilerde tespit edildi. Dünya genelinde 40’tan fazla türü bulunan virüsün başlıca bulaş kaynağı kemiricilerin idrarı, dışkısı ve tükürüğüdür. Bu salgıların gıdalarla veya doğrudan insanlarla temas etmesi risk oluşturur. Bazı hantavirüs türleri, özellikle Arjantin’de endemik olan ve gemideki vakalarla ilişkilendirilen tür, insandan insana damlacık yoluyla bulaşabilir. Bu nedenle temaslı kişiler karantinaya alınmaktadır.
Prof. Dr. Ersoy, hantavirüsün iki ana klinik tabloya neden olduğunu belirtti. İlk tablo olan kardiyopulmoner sendromda akciğerlerde ödem gelişir. Ortalama kuluçka süresi 14-17 gün olup, bazı vakalarda 7 haftaya kadar uzayabilir. Hastalığın başlangıcında ateş, kas ağrısı, halsizlik ve baş ağrısı gibi belirtiler görülürken, tablo hızla ağırlaşabilir. Hipertansiyon ve akciğer ödemi gelişen hastalarda ilk 24 saat içinde ölüm riski artar.
Virüsün ikinci klinik tablosu ise böbrek tutulumu ile seyreden renal sendromdur. Bu durum ilerleyen süreçte böbrek yetmezliği ve kanamalı tablolara yol açabilir. Korunmada en önemli adım, kemiricilerin gıdalara ve yaşam alanlarına ulaşmasını engellemektir. Yiyeceklerin güvenli bir şekilde korunması büyük önem taşır.
Gemideki olay özelinde temas ve damlacık bulaşının önemli olduğunu belirten Ersoy, temaslı kişilerin karantina altında tutulduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün mevcut durumda salgın veya toplum genelini tehdit eden bir pandemi riski olmadığını teyit ettiğini sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]