İzmir Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği’nden Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, kadınların yaşam kalitesini düşüren ve teşhisi gecikebilen lipödem hastalığı hakkında bilgi verdi. Hastaların sıklıkla yapısal kilo fazlalığı sandığı bu durumu Dr. Özçete, hastalığın bilinmeyen yönlerini, tanı kriterlerini ve tedavi yaklaşımlarını paylaştı.
Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, lipödemin kadınları etkileyen, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olduğunu belirtti. 2024 kılavuzlarında da vurgulandığı gibi lipödemin yalnızca estetik veya kilo sorunu olmadığını, ağrı komponentinin yüksek bir sendrom olduğunu söyledi. Hastaların yüzde 95 ila 99’unun kadınlardan oluştuğunu aktaran Dr. Özçete, hastalığın en belirgin özelliğinin bacakları simetrik tutması ancak el ve ayakların korunmuş olması olduğunu ifade etti. Dokunmaya hassasiyet, kolay morarma, kılcal damar artışı ve gün sonu bacaklarda dolgunluk ile ağrı hissi en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.
Dr. Özçete, lipödemin sıklıkla lenfödem ve obezite ile karıştırıldığına dikkat çekerek, tanının tamamen klinik muayeneye dayandığını vurguladı. Her kilolu insanın lipödem hastası olmadığını, zayıf kişilerde de görülebileceğini belirtti. Tanı için herhangi bir laboratuvar testi veya görüntüleme yöntemi bulunmadığını, teşhisin fiziksel muayene ve hastanın şikayet geçmişiyle konulduğunu açıkladı. Sosyal medyanın etkisiyle farkındalığın arttığını ve hastaların doğrudan lipödem sorusuyla başvurduğunu ekledi.
Lipödem tedavisinde mucizevi bir ilaç veya yöntem olmadığını belirten Dr. Özçete, en kritik basamağın hasta eğitimi olduğunu söyledi. Lipödemli yağ dokusunun obezite yağ dokusundan farklı olarak iltihaplı bir yapıda olduğunu vurguladı. Beslenme konusunda, ketojenik diyetin etkinliği gösterilse de sürdürülebilirliği zor olduğu için antiinflamatuar diyeti önerdiğini belirtti. Gluten, kazein, yüksek şekerli ve paketli gıdaları diyetten çıkarmanın ağrılarda ciddi iyileşmeler sağladığını gözlemlediklerini ifade etti.
Dolaşımı düzenlemek ve kilo kontrolü için egzersizin şart olduğunu belirten Dr. Özçete, büyük kas gruplarını çalıştıracak, ancak eklem yapısını koruyacak yavaş artırılan dirençli egzersizleri ve hareketli yaşam tarzını önerdi. Kliniğinde pnömatik kompresyon cihazları, lipödem özelinde üretilmiş orta basınçlı kompresyon giysileri, ESWT ve yüksek yoğunluklu lazerler gibi destekleyici yöntemlerden faydalandıklarını aktardı.
Hastalığın ergenlik, gebelik, menopoz öncesi gibi hormonal geçiş dönemlerinde tetiklendiğini veya şiddetlendiğini belirten Dr. Özçete, genetik yatkınlığı olan kadınların bu dönemlerde dikkatli olmaları, beslenmelerine özen göstermeleri ve hareketli bir yaşam benimsemeleri gerektiğini vurguladı.
Reklam & İşbirliği: [email protected]